ben ona dedim ki
suyun üç hali var
dördüncüsü sensin...

 

İki karanlık orman birbirini sevse ne olur, sevmese?

İki karanlık orman birbirini sevse ne olur, sevmese?

mavi gök orda mıbakıyorsun kuşlarhazırsokak lambaları yanık unutulmuşbir kadıköy vapuru hınca hınç insançok geçmeyecekmartılar beyhude turlar atacakkıyılar lağım konserve kutularımısır koçanlarısevgi aranabilir yinekorkusuzca say koskoca kederlerinibir kuyu bulunabiliraklımdan çıkmıyorsunsen hala dizüstübunca anıyı besleyereksokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinlemektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınlagörür gibi olarak açıp baktığımıbense şöyle diyorum:buradan bir acı kanamış boyunakuşlar hazıröncü havalanmak üzreşehri gelen bir mevsime bırakıyorlaro vapur hala hınca hınçkimbilir herbiri hangi dünyaya sağırçok geçmez aradankadınlar kapı önlerindeellerinde meşalelerleaydınlatırlar gelip geçen erkek suratlarıyorgun bir sarıyla ben degeçeceğim önlerindenaklımdan çıkmıyorsun dedimbaşka türlüsünü yorgunum anlatmayatelefonlar yan hücrede çalışıyorbense kurşunî bir dereağaçlar hayvanlar bile kaygılıonu bir mersedesten indirdi kalçasına kadar açılarakyapayaşlı bir rum kadınherşeyde yanıp sönen bir kıyamet algısıhaydi koşayım diyorum belki dağılırkoşuyorumsancağımda kendi rüzgarımla ölgün kıpırtılarhayır daha sevgili daha sevimli değilne başka bir gün ne başka bir zamançok geçmeyecek aradan şöyle diyeceğim:bulutlar açmadımavi gök orda mı?

mavi gök orda mı
bakıyorsun kuşlar
hazır
sokak lambaları yanık unutulmuş
bir kadıköy vapuru hınca hınç insan
çok geçmeyecek
martılar beyhude turlar atacak
kıyılar lağım konserve kutuları
mısır koçanları

sevgi aranabilir yine
korkusuzca say koskoca kederlerini
bir kuyu bulunabilir

aklımdan çıkmıyorsun
sen hala dizüstü
bunca anıyı besleyerek
sokaklarda avaz avaz konuşarak kendi kendinle
mektupları öpebilirsin kırmızı dudaklarınla
görür gibi olarak açıp baktığımı
bense şöyle diyorum:
buradan bir acı kanamış boyuna

kuşlar hazır
öncü havalanmak üzre
şehri gelen bir mevsime bırakıyorlar
o vapur hala hınca hınç
kimbilir herbiri hangi dünyaya sağır
çok geçmez aradan

kadınlar kapı önlerinde
ellerinde meşalelerle
aydınlatırlar gelip geçen erkek suratları
yorgun bir sarıyla ben de
geçeceğim önlerinden

aklımdan çıkmıyorsun dedim
başka türlüsünü yorgunum anlatmaya
telefonlar yan hücrede çalışıyor
bense kurşunî bir dere
ağaçlar hayvanlar bile kaygılı
onu bir mersedesten indirdi kalçasına kadar açılarak
yapayaşlı bir rum kadın
herşeyde yanıp sönen bir kıyamet algısı
haydi koşayım diyorum belki dağılır
koşuyorum
sancağımda kendi rüzgarımla ölgün kıpırtılar
hayır daha sevgili daha sevimli değil
ne başka bir gün ne başka bir zaman

çok geçmeyecek aradan
şöyle diyeceğim:
bulutlar açmadı
mavi gök orda mı?

Turgut Berkes - Kış Neden Var

neredeyse kar başlar.
birini düşünür gibi oluruz. biliyorum
ellerin de üşür. biliyorum ama
isıtabilirsin onları. o ateşte.
hazırsın da. biliyorum. ama
sana bir boyun atkısı gerek. kış geldi…

… bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyiçatlamış bir narı, unutmadım.

… bir öpüşün bıraktığı harlı lekeyi
çatlamış bir narı, unutmadım.

Siz ne derseniz deyiniz Benim bir gizli bildiğim var Ben tam kendime göre Ben tam dünyaya göre…

Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Ben tam kendime göre
Ben tam dünyaya göre…

Sevmenin açıklaması olmaz zaten, niyesi olmaz. Çok yakışıklı o sebepten, çok güzel o sebepten, çok iyi o sebepten..  Olmaz yani.. Bir tek O anlıyor gibi, ama bakıyorsun bazen; bir tek O anlamıyor.

watashiwaningen:

ben sana dünyanın değil yeryüzünün diliyle seslenmiştim…
 

watashiwaningen:

ben sana dünyanın değil yeryüzünün diliyle seslenmiştim…

 

watashiwaningen:

Ve sen daha demincek,Yıllar da geçse demincek,Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,Ömrümün sebebi, ustam…

watashiwaningen:

Ve sen daha demincek,
Yıllar da geçse demincek,
Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,
Ömrümün sebebi, ustam…

Her tenha semtte kurulmamış bir saat yakışır…

Her tenha semtte kurulmamış bir saat yakışır…